Bir Fıkra


Bir uça
ğa Bush ve Bin Ladin ve Ecevit binip Isvicreye dünya meselelerini konusmaya gitmek üzeredirler.Az sonra isvicre alplerinde dağcilik yapmak isteyen sirt cantali bir genc gelir ,oda onlarla gitmek ister ,Kabul ederler . Ucak havalanir ,az sonra pilot Kabine girer
-Arkadaslar ucagimiz arizalandi bir kac dakika icinde düsecek
Biz bes kisiyiz ama sadece dört parasüt var. der. ve Parasütlerden
birini alir ucaktan atlar .Bunu gören Bin Laden hemen parasütlerden birini alir pilotun arkasindan oda atlar.Bush da atik davranir
-Seninle isim bitmedi Bin ladin. der.Parasütlerden birini alip atlar.
Bir parasüt, dagci genc ve Ecevit ucakta kalmislardir .Ecevit dagci gence,
-Sen daha gencsin önünde uzun bir hayat var,Parasütü al ve atla kendini kurtar der .
Genc,
-Yoo ikimizede yetecek parasüt var Az önce atlayan Bush benim sirt cantami alip atladi.

 

 

                                                                                    Yüzme bilmiyor


Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememisti. Ne yapsa makbule geçmiyor, basin hergün kendisiyle ugrasiyordu. Nihayet : -Öyle bir sey yapayim ki, gazeteciler mat olsun, diye düsündü ve ilan etti : -Pazar günü saat 10'da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçecek. Pazar sabahi saat 10'da tüm basin mensuplari toplandilar orada.Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye basladi. Karsi kiyiya kadar da yürüdü geçti. Herkesin gözleri dehsetle açilmisti. Fakat ertesi günü tüm gazetelerde su baslik okundu : -Bakan yüzme bilmiyor

 

                                                                                         Akıllı Eşek

Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, ba
ğlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş. Yanındaki köylüye sormuş; Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ? Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor. Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu? Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda

 

                                                                                       Bağdat mı?


Clintonun bir gün Ba
ğtada gider, Saddam'ın karşısına oturur. Bir bakar ki Saddamın koltuğunda 2 tane düğme var ve bunlar ne diye sorar; SADDAM: Bak göstereyim birincisine basmış alttan bir el cıkmış clintonu gıdıklamaya baslamıs saddam güler ikinci dugmeye basmıs bir el cıkıp clintona vurmaya baslamıs saddam kahkahalara boğulmus. Peki demis clinton haftayada bizim oraya amerikaya bekleriz. Bu kez Saddam amerikaya gider. Clintonun masasında 2 dügme. Saddam sormuş bunlar ne ise yarar Clinton: Kak göstereyim der düğmenin birine basar clinton baslar gülmeye saddam saskın ne oldu diye... Clinton ikinci düğmeyede basar clinton gülmekten ölecek durumdadır. Biraz sonra saddam musade ister derki: Ben artık bağdata geri döneyim clinton: Bağdat ? ne Bağdatı ??

                                                                                         Devlet Sırrı


İçip kafayı bulan bir sarhoş, sokakta 'öküz başbakan öküz başbakan' diye sayıklıyormuş. İki polis adamı karakola götürmüşler. Sonra adam mahkemeye çıkmış. İdam cezası almış. İdam edilmeden önce cezasının nedenini sormuş: -Bu ülkede demokrasi vardı hani? Herkes istediğini söyler. -Senin suçun o değil ki..Devlet sırlarını açıklamak...

 __________________________________________________________________________________________________________________________

                                                                                        Başım belada

Siyasal gerginliğin dişında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi: Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez: 'Anne!' diye seslenmiş, 'ben Alman oldum!' Annesi:'O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama...' 'Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık... 'Annesi 'sus' bakayım diye tiz perdeden bağırırken,babası da içerden duyup kosmuş. Bir tokat, bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş: 'Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!...'

                                                                                          Uyanık Eco

Birgün A.Necdet Sezerle Ecevit avrupada bir konseye katılıyorlar bizimkiler tam yeme
ğe başlayacaklar ecevitin gözü sezere takılıyor sezer o anda vay be ne güzel kaşık bunu semraya götürsem iyi sükse yaparım deyip kaşığı cebine indiriyor bunu gören ecevit içinden ulan bunu rahşan semrada görürüse oda ister deyip bitane araklamaya karar veriyor tabi konseyde herkesin önünde bir çan var kaşığı buna vurunca konuşma sırası sana geçiyor ecevit tam kaşığı alacak kaşık çana çarpıyor bunu üzerine ecevit bizi davet ettiniz sağolun deyip olayı kapatıyor tam tekrar davranıyor yine çarpıyor yine yine derken ecevit sinirleniyor son bidefa daha alacakken yine çarpıyor bu sefer ecevit diyorki: Bakın size bir sihirbazlık yapacam şimdi şu kaşığı göüyorsunuz dikkatli bakın şimdi bunu alıyorum cebime indiriyorum bakın sezerin cebinden çıkıyor

 

Devlet Nedir?

Komutan yeni gelen acemi birligindeki Kürt bir askere sorar "evladim soyle bakalim devlet nedir?" Asker "bilmiyorum komutanim der" komutan kizar ve "nasil bilmezsin "der ve Turk bir askera doner ve sorar "oglum Hasan soyle bakalim bu arkadasina devlet neymis." hasanda der "tamam komutanim" ve kurt askere doner ve "devlet bizim anamiz, bacimiz,babamiz. devlet bizim herseyimizdir "der. Komutan tekrar Kürt askere doner ve "ogrendinmi devlet neymis ,hadi bir de sen soyle devlet neymis bakalim?" Kurt asker soyle der "Komutanim devlet hesonun anasi,bacisi,babasi devlet hasonun herseyidir. "demis.
Turk Imami

Bilindigi gibi 1992 lerde Kurdistanda sicak savas ortaminda Diyanetin Kurdistana Gönderdigi imamlar var, bunlardan birisi Mardin´in bir köyündeydi cuma günü imam yine Awazlarini veriyor, diyorki : Türkce bilmeyen her insan kafirdir, Bizim ordan bir Xalo kalkar sorar yaw dai biz cet pet bilirk peki HZ. Muhammedin hali olacak, imam kizarir o zaten Türk´tü der.
 Yardim Yataklik

Birgün üc kisi bir köyde yakalanirlar gerillalar yasli amcaya sakin bize yardim ettiyini söyleme.. mahkemeye cikarlar.. hakim gerillara sorar bu adma size yardim ettimi.. Gerilla hayir der.. yasli Adam hemen ayaga kalkar gözünüze dizinize dursun azmi ekmeyimi yediniz der.. :-)

Taaruz

Askerde bir komutan askerlere tauruz ve saldiri seklinde savas taktiklerini ogretir o sirada sorar askerlere tauruz nedir hic turkce bilmeyen yasli bir amcada askere gec gelmis parmagini kaldiriyor komutanin tarhoz ayni hiyar gibidir hiyar yesil tahroz da beyaz dir der
Muz Hasretİ

Bilindik üzere Adana ve cevresi Muz Bölgesidir.. Birgün bir eylem birligi komitesinin Adana da bir evde eylem karari almak icin bir araya gelirler.. Bulunduklari evde birde Kürdistan haritasi varmis, haritada cagrafi olarak Adana Mersin, Antep gibi illerde Kurdistan sinirlari icinde gösterilmis o anda eve baskin düzenleyen polis Haritayi ele gecirir ve polislerden biri merakla bir soru sorar: Hersey bir kenara bu Adana, Mersin´nin, ne isi var Kûrdistan cagrafyasinda ve iclerinden biri söyle cevap veriri: Memur Beg ma Muzda Yemiyax

Ben Sana Esek Degil At Getir Dedim

Dönemin korgenerallerinden tahsin sahinkaya köskte toplantidan ciktiktan sonra kizilay meydaninda yürürken bir ses duymus:
- ssst tahsin tahsin
tahsin bakmis etrafta kimseler yok. yeniden ayni sesi duymus
- sst sst tahsin
tahsin bakmis ne görsün atatürk heykeli konusuyor
- tahsin yarin bana bir at getir ben bu memleketten kacacam kimse ilkelerimi uygulamıyor
tahsin cok sasirmis kosarak kenan evrenin yanina gitmis
- pasam pasam atatürk heykeli konustu ve bana at getir burdan kacacam dedi.
kenan evren
- telaslanma tahsin yarin ayni saatte beraber gider bakariz demis
ertesi aksam ikisi beraber giderken yeniden ayni sesi duymuslar
- sst tahsin ben sana esek degil at getir dedim

Bİzİmkİler

Dersimde gerillalar bir köyde yaslı amcanın evine gidiyorlar amca kızını çatıya çıkarıyor birileri geldiğinde çatıdan ayaklarını vur diye kız bakıyor aşağıdan ikitane askeri araç geliy kız ayaklarını çatıdan vurunca amca dışarı çıkıyor komutan amcaya kim var evde diye soruyor amca evde bizimkiler var çay içiyorlar diyor komutan sizinkiler kim diyiyor amca bizim çocuklar diyor ve askerler aniden içeri girince çatışıyorlar ve 4 asker ölüyor gerillalarda kayıp vermeden çekiliyorlar ve askerler amcayı tutukluyor amca mahkemeye çıktığıdnda hakim anlat bakim diyor amca''valla hakimbey içerde bizimkilerlen çay içerken sizinkiler geldi bana kimvar dediler bende bizimkiler var çay içiyorlar rahatsız etmeyin dedim sizinkiler dinlemedi içeri girdi bizimkilerde vurdi" bu yasanmış biranıdır.

Asker Kaçağı Ape Hesen

Ape hesen asker kaçağıdır.ve çobanlık yapıyor.bir gun bulunduğu alana askerler gelir.Ape Hesen yanında çalışan diğer çobana derki;
-ben saklanıyorum.eğer askerler gelirse ben gurmedim dersin.
(bu arada her ikiside turkçe bilmiyor)
çoban "tamam " der.
Ve Ape hesen gidip orda bulunan kamışın arkasına saklanır.
bir sure sonra komiser çobana doğru gelirken (çobana yetişmeden)gur bir sesle seslenir
-nereye gitmiş.
-çu paş qamiş(kamışın arkasına gitti)
-ne dedin
ape hesen rabe tu ditın(kalk seni görduler)
ape hesen çaresiz kalkar.
Asıl Patnoslu

Arkadaslar size gercekten patnosli olayini anlatacagim .. Adamin biri araba sürüyor yolda biri yürüyormus kornaya basiyor ve diyor ciksana yoldan.. patnosluda diyor farz et ben bir agacim solla git.. söförde Patnoslunun üzerine sürüyor.. yahu ne yapiyorsun .. söförde diyor farz et bende agaci görmedim..
Yediremedik

Köylerde kimileri TİKKO’culara, kimileri de PKK’lilere ‘yardım yataklık’ etmeye başlayınca işler karışır. Bir köy askerlerce basılır ve köylüler meydanda toplanır. Komutan köylülere, “TİKKO’cular bu tarafa, PKK’lılar bu tarafa ayrılsın” komutunu verir.

Bizimkiler de kuzu kuzu ayrılıp iki sıraya geçerler.
Tabi, uygulamada bir değişiklik olmaz.
Hepsi aynı oranda nasibini alır.
Köylülere sorulduğunda, “Niye öyle yaptınız” diye,
“Yaw, komutan can damarımızdan girdi. Kendimize yediremedik” yanıtını verirler
Misir ve baklagiller yassah!

Malumunuz, gerillalar saklanmasin diye bir dönem ormanlar hizla 'kaybolmaya' basladi. Erozyon gibi yani. Her sey kutlu bir tabiat olayi seklinde cereyan etti. Yani o ormanlar ne oldu, o agaçlar nere gitti kimse bilmiyor! Takdir-i Ilahi... Iste o dönemlerde, 27 Nisan 1994 günü Tatvan'da belediye hoparlörlerinden ilginç bir anons yapilir. Anonsa göre, Tatvan Emniyet Müdürlügü, ilçede misir ve bakla gibi erken yeseren bol yaprakli ürünlerin ekimini yasaklamistir. Nedeni ise, "Terör örgütü militanlari bol yaprakli sebzelerin bulundugu bahçelerde saklanarak bize saldiriyor" seklinde açiklanir.

Anons bu, o sarada önemli bir mesgalesi olan duymaz, ses köylere ve uzak mahallelere ulasmaz diye önlemler de alinir ve polisler merkeze bagli köylere giderek bizzat sözlü tebligatta bulunur.
Patos yasak

Temmuz 1997. Eruh'a bagli tüm köylere Eruh Jandarma Komutanligi tarafindan bir karar teblig edilir. Komutanlik, 'daga gitmesin' diye bugdaylarin patosa verilmesini yasaklar. Iki ay boyunca bugdaylarini bekleten köylüler, sonunda dayanamayarak Eruh'a gider ve Kaymakamlik ile Jandarma Komutanligi arasindaki bir noktada oturma eylemi yapar. Kaymakam Semsettin Elkaya'nin araya girmesiyle 'anlasma' saglanir. Anlasmaya göre, köylüler ancak asker denetiminde bugdaylarini patosa verebileceklerdir. Ayni gün, Eruh'taki Eglence Jandarma Komutanligi'nin sürekli kendilerini durdurarak beklettigini söyleyen köylerin minibüs soförleri de oturma eylemi yapar. Fakat soförler, köylüler kadar 'sansli' degildir. Çünkü Jandarma Komutanligi, "akillari baslarina gelsin" diye soförlerin bir gün süreyle köylerine gitmelerini yasaklar.

Silahsiz nöbet

Eylül 1997. Varto'nun Alabalik, Gölyayla, Güzeldere, Onpinar, Kartaldere, Güzelkent ve Kasiman köylüleri koruculuk sistemini kabul etmez. Fakat bu reddedis üzerine asabi bozulan Jandarma Komutanligi, köylülere bir uygulama getirir. Uygulamaya göre köylüler silahsiz nöbet tutmak zorundadir. Muhtarlar, "Komutan, 'Gece köyü bekleyecek, biri gelirse bize haber vereceksiniz' dedi. Askerler her gece köye gelip nöbet tutup tutmadigimizi kontrol ediyor. Silahimiz yok ama mecburen tutuyoruz" beyanatlarinda bulunur basin mensuplarina.
Bul karayi al parayi!

Eylül 1991.

Köylere, nahiyelere, beldelere, yani akliniza gelecek her yere, cami yapilircasina karakollarin yapildigi dönemdir. Karakol bu ya, çimento ister, kum ister, biriket ister...

Urfa'nin Yukari Göklü beldesinde de böyle bir karakol yapilacaktir. Askeri yetkililer, insaatta kullanilacak malzemelerin temini için köylülerden yardim ister. Köylülerde yardim edecek hal yoktur. Demokratik haklarini kullanir, reddederler. Ama askeriyenin intikami aci olur. "Eh sen elime düsersin" misali pusuya yatan askerlerin bekledigi gün gecikmeden gelir. Köylülerin, köy disindaki baglarina ve fistik bahçelerine gitmelerinin zamani gelmistir. Jandarma Komutanligi uyarisini yapar: "Bir torba çimento getiren, bahçesine gider."

Yarı PKK yarı TİKKO

Askerler, kirsala yönelik operasyona cikar. Operasyona giden yolun uzerinde bir de mezra vardir.Besgen sapkali, salvarli, beyaz biyikli amca da o sirada yolda ilerlemektedir. Askerler durup, yasli amcadan bir nevi istihbarat almak ister. Ilk kelimenin ardindan beklenen soru gelir:" Sizin Köye teröristler geliyormu? "
Amca cok düsünmeden, özetle yanitlar: "Yok vvalla ne teroristi. Bizim köy topu topu 15 hanedir. Bunlarin da 10 hanesi PKK, 5 hanesi de TIKKO´cudur...."

Yatak vermemişem

Köylünün biri gözaltina alinir yine yardim yatakliktan. Fakat olayin hangi köyde ne zaman gectigini sormayin. Cünkü her yerde anlatilan bu hikayenin gercek kahramanina henüz ulasmis degiliz, calismalar sürüyor.
Mahkeme heyeti, kahramanimizin yüzüne iddanameyi okumaktadir, "Sen teroristlere yardim yataklik etmissin" diye. Fukara köylümüzün yaniti kisa ve öz olur: " Efendim, dogru, yardim ettim. Ama yatak vermemisem, iftiradir..."

Hazirlanin tören var

Koruculasmanin 'moda' haline geldigi, daha dogrusu "tek tip giysi uygulamasi"nin kreasyonlari etkisi altina aldigi günlerde yasananlarin birçogu trajikti sadece. Trajikomikleri bulmak ve her seye ragmen dudagin kenarina bir tebessüm kondurmak bir miktar arsizligi getiriyor beraberinde.

18 Eylül 1999. Eruh'un Basixre (Yelken) köyüne Baggöze Jandarma Taburu'na bagli askerlerce baskin düzenlenir. Köylüleri meydanda toplayan tabur komutani, "Korucu olmaktan baska sansiniz yok. Hepinizi korucu yapacagiz. Itiraz eden varsa onunla da hesaplasacagiz" der. Iddia bu! Biz köylülerin yalancisiyiz.

10 köylü kisa bir tereddütten sonra yürekli çikar ve "Kabul etmiyoruz" der. Fakat komutan, köylülerin eline silahi tutusturup konusmasini söyle sürdürür: "Artik siz korucusunuz. Itiraz yok. Hazirliginizi yapin, yarin gelip korucu olmanizi kutlayacagiz."

Askerler köyden ayrilir. Köylüler kara kara düsünürken, askeriyede de bir nevi Noel hazirligi baslar. Ertesi gün, yine Eruh'a bagli Girdara, Girehiseyni, Kuse, Basne, Xalidiye, Gavesil, Kerkuje, Germike ve Gundesex köylerine sabah saatlerinde giden askerler, "Hazirlanin, törene gidiyoruz" diye topladigi köylüleri kamyonlara doldurur, dogruca Basixre (Yelken) köyüne götürür. Siirt Valisi Osman Acar ile Siirt Jandarma Tugay Komutani Mustafa Çelik'in de katildigi törene getirilen köylüler, çaresizce tek sira halinde dizilirken, komutan, "Bakin, Yelken köylüleri ne güzel kabul etti koruculugu. Onlari örnek alin" der.
Vatandaş

Cepte kuris kalmadi, durumlar vahim.
Coluk cocuk as bekliyor, bom bos ellerim.
Vekiller maaslari pesin alip tatile gittiler.
Simdi secim zamani kapimi calacaklar,
Ama ben artik akillandim.
Kulagimin arkasini bile kapatim.
2004 geliyor yine beklerim.
Bosuna oy istemeyin "zoooor" veririm.

kaynak: emkine.dk