Navdar arkadaşı Şehitler albumunde görünce
1994 yılının sonbaharıydı, aynı zamanda ihanetin vede direnişin yılıydı minübüsten indikten yaklaşık bir saat sonra bir pınar başına varmıştık. Yeni sönmüş bir ateş millis arkadaşı bayağı telaşlandırmıştı,hemen gitmemiz gerekir.
Bir saat kadar yürüdük karanlıkta çökmüştü elma ağaçlarıyla dolu bir bahçeye gelmiştik,millis arkadaş burda beklememizi ve gerillanın gelip bizi alacağını söyledi.Bir iki saat bekledikten sonra,heval heval diye bazı sesler duyduk.
Müthiş bir andı halkımızın savaşçıları canımız gerillamız yanımızdaydı bundan büyük mutluluk olurmuydu,ordan hareket ederek bir köye varmıştık.Bir millisin evinde yemek yedikten sonra gerilla arkadaşlardan biri gitmemiz gerektiğini belirtmişti.Yürüyüş esnasında bir su başında çoraplarını yıkayan gerillalarla karşılaştık, bunlardan biride Ronahi arkadaştı Kulu Şereflidendi. Sürekli yağan yağmur altında sabaha kadar yürümüştük, bitkin vede çok yorgunduk gerillanın hızına ayak uydurmak mümkün değildi. Gerillalar yorulmak nedir bilmiyorlardı, ve bu noktada Navdar arkadaşla tanıştık.
Takım komutanıydı, ben hep gerilerde kaldığım için Navdar arkadaşta benimle beraber yürüyordu. Üç gün beraber kalmıştık, yürüyüşümüzün ikinci günüydü. Kürdistanda dağlar bitermi, dağa tırmanırken artık ayaklarımın beni taşıyamayacağı bir duruma gelmiştim.
Çıktığımız dağda oranın ormanı olmayan tek dağıymış, Navdarla ikimiz bayağı gerilerde kalmıştık. Ben artık yürüyemeyeceğimi beni burda bırakmasını istedim.Silahını bana ver dört şarjörü düşmana sıkar sonunuda kafama sıkarım dedim, o zaman heval bende kalırım birinide bana sıkarsın dedi.
Daha bir insanı gayrete getirebilecek ne varsa birçoğunu söyledi, ve irademin o anki zayıflığını tam tersine çevirebilecek yetenektede bir yoldaştı. Şahadetini 9 yıl sonra öğrenmiş olsamda bedenen olmasada ,ruhunun o dağlarda dolaştığına inanıyorum.
Sizi kıskanıyorum halkımızın özgürlüğü uğruna bende şehit düşmediğim için, tüm şehitlerimizi selamlıyorum.
Şêr.
Bu yazı toplam 527 defa okundu.